8 Aralık 2012 Cumartesi

İlişki ve kariyer danışmanı CEYDA HABİB ile "Kadın aklı - Erkek aklı"




-beyefendi tebrikler bir kızınız oldu
-benim mi, yok sanırım bir yalnışlık oldu. Benım oglum olacaktı! Doktor Bey öyle demişti!
-yok beyefendi kızınız oldu...

İste benim hayatım bu komedi ile başladı ve bu komedi tadında devam ediyor.
Doktor ilk günden beri annemle babama erkek olacak deyince kendilerini öyle hazırlamışlar, ama sanırım bende taa anne karnındayken bunu duyup. Madem siz erkek istiyorsunuz bende bu enerjiyi size hiç aratmam diyerekten. Erkek Fatma olarak aileme kök söktürmüşüm. Fakat seneler sonra anladım ki, bu özellik allahın bana verdiği bir lütuf.
Aynı beden içinde hem kadın hem erkek gibi düşünen bir beyin!

O yüzden de bir sürü erkek kankam oldu ve daha onlar düşünürken bile beyinlerinden neler geçtiğini anlardım. Anladığım için onlara anlayışımda tavrımda normal kadınlara göre farklı oldu.
Hepsi önce şaşırdı ama sonra "ne karısın lan aklımızdan geçeni okuyorsun ve ona göre hareket ediyorsun keşke herkes böyle olsa bizi uğraştırmasa" dediler.

Onların asla kadınlar için değişmediğini/değişmemesi gerektiğini, bazı şeyleri aslında düşüncesizliklerinden değilde doğaları böyle olduğu için yaptıklarını, aslında bir kadından aynı zamanda hayattan ne beklediklerini anlamaya çalıştım.

Aynı zamanda şunu fark ettim ki, kadınlar da onların ne istediklerini anlayıp hareket ettiklerinde, erkekler her şeyi yapmaya hazır sevgi dolu insanlar oluyorlar :)

Tabi kadınlar tarafında da hep "kızım saçmalama herife bu söylenir mi? ben olsam bende telefonu kapatırdım" diyen kişi oldum. Kimisi duymak istedi kimisi kabul etmedi ama ne yapayım bu kafa yapısıyla doğmuştum, bari işe yarasın diyerek yardımcı olmak istiyordum.

Sanırım ben işi çözmüştüm, nasıl mı erkek aklını kendi beynime download ederek :)

İlişki ve kariyer danışmanı Ceyda Habib, verdiği ilişkiler seminerinde aslında tam da bunu anlatıyor. "Kadın aklı - Erkek aklı" birbirimizin beyin yapısını anlarsak her şeyin ne kadar kolaylaşabileceğini.

Kendisine bu aralar stil danışmanlığı da yaptığım için sürekli irtibat halindeyiz, harala hürele ders hazırladığını gördüğüm içinde allah aşkına nedir bu ilişkiler semineri ne anlatıyorsun diye sordum ve tabiki herkesin farkındalığı açısından da bloguma yazmadan edemedim.

Çünkü eğer ruh eşinizi arıyorsanız ve ruh eşiniz çince siz türkçe biliyor ise bu aşk nereye kadar gider değil mi :)



Ceyda Habib; hayatı boyunca hep satış odaklı ve insanlarla empati kurmayı gerektirecek, kurduğu insan İLİŞKİLERİ ile yükseleceği alanlarda çalışmış. Şansı ise, iş yerlerinin onu en iyi eğitimlere en iyi eğitmenlere yollayarak UZMAN olmasını sağlamakmış. Aslında eğitimlerinin çoğu, insanlara kendi KARİYERLERİNİ ve İLİŞKİLERİNİ nasıl yönlendireceklerini öğretmek olmuş. O yüzden de iş yerinde çalıştığı ekibe kariyer eğitimleri de vermiş bir süre.

Kariyer eğitimleri verirken de, insanları daha çok anladığını onların hayatlarını nasıl değiştirdiğini görerek acaba ben daha fazla ne yapabilirim derken,  Kabala Öğretmeninin ona senin hayat misyonunu gerçekleştirmen için mutlaka İlişki Danışmanlığı yapmalısın demesi ile eğitimlerine eğitim katarak bu işi yapmaya başlamış. Kısa süre içinde de ondan İlişkiler ile ilgili seminerler vermesi istenmiş.

Peki bu ilişkiler semineri ne işe yarar dedim ve meraklı sorularıma başladım :)





- Öncelikle sormak istiyorum Ceyda Habib'in kendi ilişkileri nasıldır?
Çok iyi bir sırdaşımdır bu ilişkinin en temel şeyi benim için. Aradaki güven ve saygı. Aynı zamanda çok iyi bir gözlemci olduğum için, hayatın içinde olup insanları gözlemlemeyi severim. O yüzdende de, iki cinsin gözünden bakabilirim.

- İlişkiler seminerinde de bu konulara mı değiniyorsun?
Evet. Kadının/Erkeğin düşünce yapısına, Kadının/Erkeğin davranışların da karşı cinsin neyi nasıl anladığına, Kadının/Erkeğin nelere önem verdiğine, Kadının/Erkeğin ilişkide neyi aradığına, hangi Kadının/Erkeğin uzun vadeli veya kısa vadeli ilişki aradığını, nasıl davranırsanız doğru şekilde kendinizi ifade edebileceğiniz gibi bir sürü konu başlığı mevcut.

- Peki sence ilişkileri tıkayan sebep nedir? 
Kadında erkekte karşındakini kendi gibi biliyor ve öyle davranıyor asıl problem orada başlıyor. Çünkü hem ruh, hem zihin, hem beden yapısı olarak farklılar ve dünyaya geliş amaçları da aynı değil.

- Madem bu kadar farklılık var sevgi dilleri de farklı diyebilir miyiz?
Evet kesinlikle. Hem birbirlerini anlamıyorlar hem birbirlerine kendilerini doğru anlatamıyorlar ve bu da sevgi dillerini bilmemelerinden kaynaklanıyor çoğu zaman. Derslerim de de birbirlerini doğru görmeyi ve doğru sevgi dili ile ifade etmelerini öğretiyorum.

- Peki bu seminere katılacak kişiler nasıl bir sonuç ile çıkacak?
İlk derse geldiklerin de, katılımcılara sorarım "hangi sorunun cevabını almaya geldiniz?" 
Genelde derslerin içinde o soruların cevabı vardır ama dersin başında gelen sorularda hangi konuların üzerine daha çok ağırlık vermem gerektiğini bana gösterir. Ve seminer sonrası sorarım, sorularınızın cevabını aldınız mı? 
Aslında seminere gelen kişi baştan nasıl bir sonuç için gelmeyi istediyse ben onun sonucunu veririm ona.

- Seminer sonrası hayatlarında ne değişecek?
Kişi, neyi doğru neyi yanlış yaptığını biliyor olacak. Doğru bir ilişki için ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini biliyor olacak. Kadın ve erkek ilişkisine dair aklın da tek bir soru kalmayacak :)


- Önümüzdeki günlerdeki seminerlerinin detaylarını ve ayrıntılarını öğrenmek ve yer ayırtmak için sana mı ulaşsınlar?
 
Evet lütfen
 
E. Ceyda Habib 0532 322 56 81
e-mail : habibceyda@hotmail.com


Tabi bu kadar konuşmadan sonra stilini fotoğraflamasam olmazdı :)











































7 Aralık 2012 Cuma

Miss Selfridge "Petites Collection" ile "la petite Dolly" nin karşılaşması!

Geçtiğimiz hafta, Nişantaşı’ndaki Topshop-Topman-Miss Selfridge mağazasının yenilenme süreci tamamlandı. Resmi açılıştan önce de VIP ve blogger eventi vardı.
La petite Dolly olarak bende davetliydim. Biraz geç kalarak gittim ama iyi ki de gitmişim. Öyle bir koleksiyon ile karşılaştım ki her şeye değdi diyebilirim.

Miss Selfridge, "Petites Collection" için yepyeni ürünler ve tasarımlar hazırlamış. XS ve minyon bayanlar bilir üstünüze cuk oturan ürünler gördünüz mü, sanki altın bulmuş kadar mutlu olursunuz. İşte bende aynen öyle salyalarımı akıta akıta benim için altın değerinde olan bu ürünlere yöneldim, tabiki hepsini ellemeden bırakmadım :)



Küçüklüğümden beri, üzerime kıyafet bulmak da çok zorlanırım. Elbise alsam, ya boyu ya kolu uzun gelir. Pantolon alsam, ya beli ya paçası uzun olur. Ceket alsam, ya omuz ya kol derken terzilere aldığım ürün kadar para veririm. Allahtan babaannem terziydi de bu anlamda şanslı bir çocuk oldum.

Artık bizim gibileri düşünen ve bizim de hayatımızı kolaylaştıran ürünler olması beni çok mutlu ediyor. Mutlaka ürünlerin devamını gidip görün ve hatta dolabınızdaki yerini bile şimdiden ayarlayın derim. Bakarsınız yarın öbür gün Miss Selfridge yetkilileri "la petite" takipçilerine özel indirim de sunar :) hayat bu belli mi olur...

Petites Koleksiyonu; hem günlük, hem gece, hem iş, hem anne olanlar için yani kısacası her stilde kadını düşünerek yapılmış harika bir koleksiyon.
Bu harika koleksiyonu bana, Arcadia ürün müdürü "Berkin Maden" ve ürün müdür asistanı "Elif Uzunoğlu" tanıttı. 
Onlara güler yüzleri, hoş sohbetleri, misafirperverlikleri için ayrıca teşekkür etmek isterim...













Türkiye'nin süper blogger'ları arasında artık "la petite Dolly" de var!

Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para Para !

Evren ile nasıl iletişim kurarsanız oda size aynı bu yolla mesaj yollar diye düşünüyorum.

Stil Danışmanlığı ve Blogger kimliğim ile nasıl insanların hayatlarına daha fazla dokunurum, nasıl daha fazla ulaşırım derken. Ekonomi dergisi "PARA" benimle röportaj yapmak istedi. 

Ben evrene mesajı yolladım oda bana bu yolla cevap verdi diyebiliriz :)

Bana şans tanıyan, tanıtan, güvenen, destek olan, takip eden, seven, izleyen, eleştiren herkese ama herkese SONSUZ TEŞEKKÜRLER!







5 Aralık 2012 Çarşamba

Yay burcuysanız ve yükseleniniz Boğa ise


YAY burcu keyfi devam ediyor. 

Değerli astrolog arkadaşım Şebnem Geylani ile burçlar ve stillerini sunmaya devam ediyoruz.

Yay burcuysanız ve doğum anınızda Boğa yükseliyorsa  maddi değerlere önem veren, yükselmeyi hedefleyen biri olursunuz. Sabırla çalışır, mesleki ve parasal konularda birikim yaparak zengin olabilirsiniz.

Yükselen boğanın boyu kısaya yakındır. Boyun kalın ve biraz kısa olabilir. Omuzlarınız geniş ve beden kiloya meyillidir . Saçlar genellikle kestane rengi ve koyu renktir. Ten buğday renkli olabilir. Göğüs bölümü geniş olabilir.

Venüs etkisiyle bayanlarda dişilik, erkeklerde sanatsal yön ve zarif görüntü daha da ön plandadır. Boğa ve yay  rahatlık ve özgürlüğü  buluşturur.


Bayanlar için stil, Yay burcuysanız ve yükseleniniz Boğa ise :

Bayanlar; gece davetlerinde uzun tuvaletler, kadifeler, ipekler kullanırlanabilirler. Altın, gümüş ve toprak renkleri, bol kesimli ve dökümlü giysiler idealdir. Küçük  fakat etkileyici takılar küçük çantalar kullanabilirler.




































Baylar için stil, Yay burcuysanız ve yükseleniniz Boğa ise :

Baylar; rahat kesimli ceketler ince dokuma kazaklar ve pantalonlar toprak renginde botlar, şık atkılarla  ve doğa gezilerinde kullanabilecekleri ekipmanlarla boğa yükselen yaya uygun bir çizgi oluşturabilirler. 














3 Aralık 2012 Pazartesi

Sahne benim yatak odam "Doruk Şengün"




Sidikli Kasabası müzikalini seyrettikten sonra bu kadroyu inanılmaz merak ederek uyuduğum bir akşam olmuştu. Oyunu seyrettikten hemen sonra da zaten blogum da düşüncelerimi yazmıştım. Ve içimden dedim ki ya ekipten birileri ile röportaj yapma şansım olsa keşke ne güzel olur ve hemen aksiyona geçtim. Baş rol oyuncusu Doruk Şengün'ü araştırmaya başladım ve twitter da buldum. Sizinle röportaj yapabilir miyim diye yazdım ve hemen inanılmaz kibar bir cevap geldi.

Cuma günü beni kuliste beklediğini söyledi sevgili Doruk. Açıkçası inanılmaz heyecanlıydım çünkü ben acemi olarak ama inanılmaz zevkle yapıyorum röportajlarımı. Acaba sorularımı beğenir mi, acaba nasıl bir sohbet olacak diyerek birazda stres olarak kulise girdim. Fakat Dorukla karşılaştığım anda aslında çok rahat bir söyleşi olacağını sezdim. 


Doruk tam bir Koç burcu adamı. Kararlı, azimli, dik başlı, iddialı, çizgi dışı, eğlenceli, komik, zeki, lider, marifetli,  ukala ama sevimliliği ve şeytan tüyü ile tolere eden biri. Ortamlarda her zaman fırlama olan bir tip vardır ya işte o Doruk, ne yapsa kızmazsınız ne yapsa onu seversiniz ya işte öyle biri Doruk.





Siz diye başladığım ama sonrasında sen diye devam ettiğim, stresle başladığım ama sonra gülerek bitirdiğim harika bir söyleşi oldu.



Kendine Performans sanatçısı adayı diyen "Doruk Şengün" namı diğer "Doruk Show" ile Sidikli Kasabası müzikalini, hayata bakış açısını, performanslarını, aşkı, başarıyı, stili kısacası her şeyi konuştuk :)











- Doruk Şengün; hem dans, hem müzik, hem oyunculuk yapıyor. Bu kadar genç yaşta bu kadar çok şey yapmanın sırrı nedir?

Tanrı öyle istemiş aslında, ben 6 yaşında bale yaparak sahneye çıktım. 

- Hemen araya giriyorum ve soruyorum, yani ruhun bir misyonu olduğuna ve aslında bunu yaptığınıza inanıyor musun diyorum? 
Evet ben bu işi yapmak için buraya geldim. Dünyaya katkım, üretmek ve yaratmak. 

Ve devam ediyor evvelki sorunun cevabına, ben 4 yaşında gelen misafirlere dans edermişim beni izlemezler ise ağlayıp gidermişim.
İlkokuldan itibaren de ne zaman bir şey yapılsa Doruk gelsin Doruk yapsın denirmiş. Bilmem ne gecesi var Show yapılacak hemen ilk akla gelen isim Doruk olurdu. Misafir gelirse çiçeğini Doruk versin denirdi, benim hevesimi yeteneğimi görürlerdi ve desteklerlerdi. Küçüklüğümden beri oyuncu olacaksın sen denirdi zaten. 
Ben kendimi bildim bileli de  dans ediyorum, şu tarz bu tarz diyemem hepsini yapmaya çalışıyorum. Bir çok dansı kendimce yorumladım. 
Müzikle ise son 2 senedir çok daha yakından ilgileniyorum.

- Sitenin ismi zaten Doruk Show. Bunların hepsini birleştirdiğin bir platform sanırım değil mi?
Evet, her şeyi yapabilen bir adamın Show'u aslında. Türkiye de bunun eksikliği var şu anda, ben şu anda yapabiliyorum demiyorum ama ilerde yapabileceğime inanıyorum.

- Müzik ile ilgili şu anda neler yapıyorsun?
Türkiye de ki arkadaşlarım ve Londra da yaşayan arkadaşlarım arasında bir müzik ağı oluşturdum. Orada ve burada bir ekibim var.
Özellikle de yaptığımız şarkıların teknik kısımlarını Londra Metropol Müzik stüdyolarında yapıyoruz. Craig Davies, Faithless, Armada grubun master mühendisi ile şans eseri tanışıp çalışmak nasip oldu. 
Senede yaklaşık 4-5 kere djliğini kendim yaptığım CJ (Coco Jambo) partileri düzenliyoruz. Fırsat bulduğum da soul müzik yaptığımız küçük bir grubumuz var. 

- Sidikli Kasabası müzikali projesi sana nasıl geldi?
Konservatuvarda ki arkadaşlarımla 2010 yılı mayısında Genç Günler festivaline bu oyun ile katıldık. Oyunu kendimiz çıkarıp, rolleri yerleştirip oynadık. Oynadıktan sonra Devlet Tiyatrosu sağ olsun bu eseri ve projeyi çok beğenip, biraz risk alarak tarihinde ilk defa bir eseri hiç bir şeyine dokunmadan bütün elemanları ile komple bünyesine kattı. Şu anda da yaklaşık 120. oyunu sahneliyoruz. Güzel bir şekilde ilerliyor. Şu anda bütün vaktimi bu alıyor.

- Rol dağılımı nasıl oldu?
Çoğumuz sınıf arkadaşıyız, bunu bu oynar şunu sen oyna diye kendi aramızda karar verdik. Birbirimizi iyi tanıdığımız için herkes birbirine sen şunu oynarsın dediği zaman evet ya ben onu çok iyi oynarım dedi. Hemen roller benimsendi.

- Sidikli Kasabası kadrosu oyuncularının birlik enerjisinde ve aynı sinerjide olmasının nedeni bu mu?
Evet, aynı dönem öğrencileri olmamız.

- Peki neden Memur Lockstock rolü sana geldi sence? Ortak noktalarınız var mıdır?
Çok ortak noktaları var. Dün oyuna liseden beden eğitimi öğretmenim geldi, kendini oynuyorsun eşşoğlu eşşek bizi niye çağırdın dedi :) Biz başka bir şey göreceğiz diye geldik sen kendini oynuyorsun dedi.
Ben Lockstock ta süper egomu buluyorum aslında, çünkü Lockstock'un gücü, ukala konuşması beni etkiliyor. Bazen karşımdakine bende öyle konuşmak, öyle etkilemek istiyorum. Adam güçlü ve başına buyruk. Bütün kurulu sistemin içinde her şeye rağmen kendi sistemi olan bir adam. Ben benim diyen bir adam. Anlatıcı olarak da bir kudreti var. Ben başlatırım ben bitiririm, siz istediğinizi yapın her şey bende biter diyen bir üslubu var. O da benim hoşuma gidiyor.
Aslında biraz bende öyle biriyim, arkadaşlarımla program yaparken siz konuşun ben söylediğim zaman gideriz derim ama bunu ukala olarak söylemem. Bana küçüklüğümden beri verilen liderlik yeteneği. Babamın bana bir lafı var "uydu olma merkez ol" derdi. Bende hep merkez olmaya gayret ettim. Ay olmaktansa dünya olmayı seviyorum.

- Önümüzdeki günlerde/yıllarda vizyonun ve hayalin nedir?
Bir sürü projem var. Burada söylemek istemiyorum ama hangisini doğru zaman da nereye yerleştirmem gerektiğini düşünüyorum şu anda. Daha çok şey yapacağım ve daha çok farkındalık katacağıma inanıyorum.

- 10 sene sonra Doruğun kendini gördüğü bir yer var mı?
Maalesef Türkiye de benim kendimi konumlandırdığım yerle alakalı bir yer yok. Ben 10 sene sonra gerektiğinde müzikal yapabilen gerektiğinde sinema filminde de rol alabilen (Hollywood yıldızları gibi mi yani diyorum, evet diyor) biri olmak istiyorum. Ben sadece oyuncu olmak istemiyorum ya da sadece müzik yapmak istemiyorum. 

- Ruhunu yaptığın işler ile ifade ettiğini düşünüyor musun?
Evet. Benim bir lafım vardır, "Sahne benim yatak odam. Ben sahneye çıktığım zaman "hoş geldiniz yatak odama" birazdan çok güzel bir seks yapacağız sizlerle. Ve kaçarı yok bana aşık olup ineceksiniz yataktan diyorum." Sahneye verdiğim önem ve kendimi hissettiğim durum bu. Ne kadar çok seyirci o kadar az heyecan. Mesela ben provalarda daha rahatsızım dır. Çünkü prova kesilmeye müsait ve bu benim yaratıcılığımı kesmeye müsait.

- Herkesin hayatında düştüğü zamanlar vardır, Doruk düştüğünde nasıl kalkar?
Benim ufak bir kaç şeyde bile hemen moralim bozulabilir. Üst üste konuları birleştirip kurmaya başlarım, kurmaya çok müsait bir yapım var. Oda olmadı bak oda olmadı oda aramadı buda kötü gidiyor zaten diye diye. Ama aynı zamanda çok çabuk ve kolay mutlu olabiliyorum beni kötü ruh halimden çıkaran şey bu. Bir sürü kötü şey üst üste olsun ama bir anda küçük iyi olay olsun hemen mutlu olurum, bütün üzüldükleri mi unuturum. Bu sefer de, sürekli olumluları görmeye başlarım. O zaman da çok uçuyorum. Öyle gidip geliyor ruh halim bazen. Sanatçı denilen ruh hali bu oluyor sanırım.


- Aslında hiç öyle olayları kafanda çabuk kurmaya başlayacak biri gibi gözükmüyorsun, içinde tezatlıklar var sanırım?
 Ben hiç göründüğüm gibi değilim aslında. İçimde, dışarı gösterdiğim kadar güçlü değilim . Kalkanlarımın içini görebilen sadece bir kaç kişi var.

- Başarı senin için nedir?
Başarılı olmayacağım bir şeye adım atmam. Adım atarsam da başarılı olurum.

- Ruhunun, işinin, hayatının ve stilinin ortak noktaları nedir sence?
Çizginin dışında olmak. Farklı olmak.

- Aşk için düşüncelerin?
Lazım. Aşk lazım! Şu anda 25 yaşındayım, su yolunu bulur. Geleceği oturtmam ve güvenceye almam için önce işi düşünmem gereken bir zamandayım. Teknik bir süreç var şu anda ama belki 10 sene sonra böyle söylemeyeceğim daha bir aşk zamanı olacak ama şimdi öyle söylemiyorum. Şimdi iş biraz daha ağır basıyor.

-Doruk için moda ve stil nedir? 
Modayı takip etmeyi severim ama giysileri kendime göre yorumlayıp. Hem modayı çağrıştıracak ama aynı zamanda Doruğun yorumu olmasını severim.
Farklı ve zevkli olmayı seviyorum. Her yerden giyinirim, pazardan da alabilirim çok pahalı bir yerden de giyinebilirim ama mutlaka kendime göre yorumlarım.

- Stilini hangi kelimeler ile anlatmak isterdin?
Kabul edilebilinir sıra dışılık








Bu harika sohbet, samimiliğin ve misafirperverliğin için çok teşekkür ederim. 
Adım adım yükseleceğine olan güvenim tam, umarım başarılarının her basamağında seni yazma şansım olur :)


2 Aralık 2012 Pazar

la petite Dolly Yılbaşı kermesinde fink attı...

Sizlere haftalar evvel "Ruhu olan cüzdan" başlığı ile birbirinden güzel, el emeği göz nuru olan Bolivyalı cüzdanları tanıtmıştım.
Tekrar okumak isteyenler için linki :)
http://lapetite-dolly.blogspot.com/2012/11/ruhu-olan-bir-cuzdan-aldm.html

Cüzdanlar bugün Yılbaşı dolayısı ile düzenlenen kermeste, hediye almak isteyenlerle buluştu. Cüzdanlar ile birlikte, birbirinden güzel hikayeleri olan yastıklarda mevcuttu.

Tabiki bende kermesteydim. Hem stand da duracak arkadaşım Yıldızı görmek hem birbirinden güzel cüzdanlarla hasret gidermek için :)










Cüzdan  ve yastıklara rağbet fazlaydı. Hepsi o kadar güzel ki kimi elleye elleye cüzdanın canını çıkardı, kimi bir tane aldı dayanamadı yine geldi başka bir tane daha aldı, kimi hepsine baka baka detaylarını sordu. Yani anlayacağınız alan memnun almayan pişman ayrıldı kermesten.











Tabi ben la petite olarak boş durmadım, stantlar arasında fink attım. Yemek standı, giysi standı, Noel ile ilgili hediyelik eşya standı, takı standı ne ararsanız vardı. Valla yalan söyleyemeyeceğim en çok takı stantları ilgimi çekti :) hepsini gezdim ve yaratıcıları ile tanışıp sohbet ettim.
Sizlere yazmak içinde bütün ürünleri mıncıkladım, kokladım ve hatta bir tanesini de satın aldım.

Satın aldığım kolye, cam tasarımcısı Berna Terziahmetoğlu'nun "Kathre" markasına ait bir ürün.

Hem etnik, hem modern, hem sade ve şık tasarımları bulabileceğiniz birbirinden güzel ürünler vardı. Bir tanesi vardı ki beni benden aldı, Masal Koleksiyonundan  bir yüz :) ve 40 gün 40 gece kutladığım doğum günüm bahanesi ile kendime hediye aldım. Laf aramızda, kolyeyi satın alırken hikayesini bilmiyordum ama evren yine bana yapacağını yaptı ve süper bir mesaj verdi.
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" daha fazla söze gerek yok sanırım :)












Yaşam dansı koleksiyonunu daha ayrıntılı incelemek için http://www.kathre.com/yasamdansi.html













Masal Koleksiyonunu daha ayrıntılı incelemek için 



Sizin için seçtiğim bir kaç tane ürünü koydum ama siz gerisine de bakın derim hepsi harika! http://www.kathre.com/ (Fiyatlar 50 - 500 TL arası)




Tam karşımızda ki stant da tahtadan kolyeler satıyordu.
Onlardan da beğendiklerim oldu tabi ki :)

Art by Ayşe - Ayşe Bürümcekçi 






































Bir tasarımcı daha vardı ama onu da size daha ayrıntılı yazmak istediğim için, önümüzdeki günlerde atölyesini ziyaret edip, kısa bir söyleşi yapıp öyle yazacağım.
Ne yapayım ben de böyleyim işte etrafı karıştırıp çocuklar gibi zevk almadan size yazmak istemiyorum :)









1 Aralık 2012 Cumartesi

la petite Dolly bugün "360 İstanbul East'de" idi!











La petite Dolly olarak hissettiğim, empati kurduğum, mutlu olduğum ve ilham aldığım her şeyi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. 
Her ne kadar bu platform da sizlere yazıyor olsam da aynı zaman da markaların tasarımlarını ve reklamlarını insanlara ulaştırmasında büyük rol oynayan bir sektörün yani matbaa sektörünün taaa içindeyim.
Aslında benim her iki platform da da yaptığım şey ortak. Mesajlar ile insanları bir araya getirmek. Çünkü her reklam, her tasarım, her kişi, her basılı malzeme aslında bizlere bir mesaj ve duygu veriyor. 

O yüzden bugün de size matbaa sektöründe ki kişiliğim ile yazı yazmak istedim :)

Bugün çok sevdiğim müşterilerimden biri ve ortağım ile harika bir mekanda, keyifli bir toplantı yaptık. Nerede mi? 

360 İstanbul East Moda da!

Hafta içi tabi birde öğlen vakti olduğu için pek kimseler yoktu, sanki mekanı müşterimiz için kapatmışız gibi oldu. Öyle olmasa da düşüncesi bile havalı :)

Müşterimizi beklerken mekanda bulunan dudak şeklindeki kırmızı ve rahat koltuk hemen dikkatimi çekti. Dudak sanki konuşuyor "mutlaka üzerime otur, burada fotoğraf çektir yoksa pişman olursun" diyordu. Ay hiç onu kırar mıyım?
Hemen fotoğraf makinesini birinin eline tutuşturup pozumuzu verdik.




Neyse sonra müşterimiz geldi, hep beraber manzaraya karşı harika bir yemek yedik. Benim seçimim levrek ızgara oldu, halen tadı damağımda kaldı valla. Ardından da adı gibi kendisi de muzır olan "orgazm tatlısı" yedik. Eğer karamel, nane ve çikolatanın bir araya gelmesini seviyorsanız harika bir seçim kaçırmayın derim.
































Eğer, bende bu aralar matbaa arayışındaydım bir de sizde deneyeyim diyorsanız.
Bizlere buradan ulaşabilirsiniz.
Pupa Print House
Tel: 0216 414 31 55
http://www.pupaprinthouse.com/


Eğer bu mekana bende gitmek isterim diyorsanız aşağıdaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.
360 Istanbul East
Adres: Double Tree by Hilton İstanbul Moda
Albay Faik Sözdener Cad. No: 31 Moda-Kadıköy
Tel: (0216) 542 43 50-51-52
(0530) 789 0 360